El ve Üst Ekstremite Cerrahisi Rehberi

Ellerimiz, kollarımız ve omuzlarımız günlük hayatta bağımsızlığımızı, mesleki becerilerimizi ve dünyayla olan fiziksel bağımızı sağlayan en dinamik mekanizmalardır. İnsan elinin anatomik yapısı; milimetrik kemikler, hassas eklem yüzeyleri, karmaşık tendon mekanizmaları ve vücudun en duyarlı sinir ağları ile örülmüştür. Bu denli hassas ve entegre bir yapıda meydana gelen en ufak bir fonksiyon kaybı, ağrı, uyuşma veya hareket kısıtlılığı, bireyin yaşam kalitesini doğrudan ve radikal biçimde düşürür.

El ve parmak bölgesinde ortaya çıkan yakınmalar yalnızca tek bir dokudan kaynaklanmayabilir. Sinir, tendon, bağ, eklem yüzeyi ve kemik kaynaklı sorunların birbirinden ayrılması gerekir. El ağrısının nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri değerlendirilirken ağrının yeri, uyuşmanın hangi parmaklarda görüldüğü, travma öyküsü ve hareketle ilişkisi birlikte incelenmelidir.

El ve Üst Ekstremite Anatomisine Genel Bakış

Üst ekstremite; omuz kuşağı, kol, dirsek, ön kol, el bileği ve el olmak üzere karmaşık bir zincirden oluşur. Bu zincirin her bir halkası, bir sonrakinin hareket kabiliyetini desteklemek üzere tasarlanmıştır. Güçlü bir kavrama hareketi için sadece parmak kaslarının değil, el bileğinin doğru açıda stabil kalması ve dirsek ekleminin desteği gerekir.

Bu bölgenin cerrahi müdahaleleri, diğer ortopedik operasyonlara göre çok daha yüksek düzeyde hassasiyet gerektirir. Milimetrik sinir liflerinin, mikroskobik damarların ve milimetrik kayma payları olan tendonların onarımı, el cerrahisinin ana odak noktasıdır. Bu nedenle el ve üst ekstremite cerrahisi; derin anatomi bilgisi ve yüksek konsantrasyon gerektiren mikrocerrahi tekniklerin uygulandığı özel bir alandır.

El bileği ağrısı yalnızca kemiklerden değil; tendonlardan, bağlardan, sinirlerden ve eklem içi yapılardan da kaynaklanabilir. Bu nedenle el bileği ağrısının nedenleri ve tedavi yöntemleri değerlendirilirken fizik muayene bulguları ile radyolojik görüntüleme sonuçlarının birlikte ele alınması önemlidir.

  1. Sinir Sıkışması Sendromları (Tuzak Nöropatiler)

Sinir sıkışmaları, üst ekstremitenin en sık karşılaşılan kronik rahatsızlıkları arasında yer alır. Üst ekstremiteye fonksiyon kazandıran ana sinir hatları olan median, ulnar ve radial sinirler; el bileği, dirsek veya omuz bölgesindeki dar kemik-bağ kanallarından geçerken baskıya maruz kalabilir. Zamanında müdahale edilmeyen sinir sıkışmaları, ilerleyen dönemlerde kalıcı kas erimelerine ve geri dönüşsüz his kayıplarına yol açabilir.

Uyuşmanın hangi parmaklarda görüldüğü, sinir sıkışmasının seviyesini belirlemek açısından önemli bir ipucudur. Bununla birlikte elde uyuşma ve güç kaybı yalnızca el bileğinden kaynaklanmayabilir. Boyun omurgası, dirsek seviyesi ve yaygın periferik sinir hastalıkları da ayırıcı tanıda değerlendirilmelidir.

A. Karpal Tünel Sendromu (El Bileğinde Sinir Sıkışması)

Karpal tünel, el bileğinin iç kısmında yer alan, tabanını el bileği kemiklerinin, çatısını ise kalın bir bağ dokusunun (transvers karpal ligaman) oluşturduğu dar bir geçittir. Bu tünelin içerisinden elin ilk üç parmağı ile dördüncü parmağın yarısının hissini veren ve parmak hareketlerini kontrol eden median sinir ile birlikte 9 adet tendon geçer.

Nedenleri: Tünel içindeki basıncın artmasına neden olan her durum karpal tünel sendromuna yol açabilir. Tekrarlayan el bileği hareketleri (klavye kullanımı, el işleri, temizlik işleri), hamilelik dönemi (ödem nedeniyle), diyabet, tiroid hastalıkları ve romatoid artrit en sık görülen tetikleyicilerdir.

El bileği çevresinde gelişen ödem, tendon kılıflarındaki kalınlaşma ve eklem çevresi inflamasyonu da karpal tünel içindeki basıncı artırabilir. Travma, tendonit, romatizmal hastalıklar ve ganglion kistleri gibi el bileği ödemine neden olan durumlar bu nedenle birlikte değerlendirilmelidir.

Belirtileri: Özellikle geceleri artan, hastayı uykudan uyandıran ve eli sallama ihtiyacı yaratan el parmaklarında uyuşma, karıncalanma ve yanma hissidir. İlerleyen vakalarda başparmak tabanındaki kaslarda (tenar bölge) erime ve eldeki eşyaları düşürme gibi motor güç kayıpları gözlenir.

Tanı: Fizik muayenede Tinel ve Phalen testleri ile sinir üzerindeki baskı değerlendirilir. Kesin tanı ve sıkışmanın derecesi EMG (Elektromiyografi) testi ile belirlenir.

EMG, sinir iletimindeki bozulmanın derecesini göstermeye yardımcı olmakla birlikte sonuçların hastanın şikâyetleri ve fizik muayene bulgularıyla birlikte yorumlanması gerekir. Seçilmiş vakalarda ultrasonografi, median sinirdeki kalınlaşmanın veya tünel içinde yer kaplayan bir oluşumun değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Karpal tünel sendromu hakkında AAOS hasta bilgilendirmesi hastalığın nedenleri, belirtileri ve tedavi seçenekleri hakkında ayrıntılı bilgiler içermektedir.

Tedavi: Hafif ve başlangıç evresindeki vakalarda gece atelleri, lokal kortizon enjeksiyonları, aktivite modifikasyonları ve antiinflamatuar ilaçlar tercih edilir. Orta ve ileri derece sıkışmalarda, kas erimesi riski varlığında ise cerrahi müdahale kaçınılmazdır. Karpal tünel gevşetme ameliyatı, lokal anestezi altında yaklaşık 1–2 cm’lik küçük bir kesi ile tünelin çatısını oluşturan bağın kesilmesi ve median sinirin tamamen serbest bırakılması prensibine dayanır.

Ameliyat kararını yalnızca EMG bulgusuna dayandırmıyorum. Gece uyuşmalarının sıklığı ve şiddeti, tenar atrofinin başlamış olup olmadığı ve hastanın iş ile günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiği benim için en az EMG evresi kadar belirleyicidir. Hafif vakalarda atel ve ergonomik düzenlemelerle altı aya kadar beklerim; atrofi başlamışsa veya hasta yaşam kalitesinin ciddi biçimde bozulduğunu ifade ediyorsa, endoskopik ya da açık karpal tünel dekompresyonuna yöneliyorum. Endoskopik yöntem, el bileği hassasiyetinin daha kısa sürmesi nedeniyle özellikle her iki elini aktif kullanan hastalarda avantaj sağlıyor.

B. Kubital Tünel Sendromu (Dirsekte Sinir Sıkışması)

Dirseğin iç kısmındaki kemik çıkıntının (medial epikondil) hemen arkasından geçen ulnar sinir, halk arasında “komik kemik” olarak bilinen bölgede kubital tünel adı verilen dar bir aralıktan geçer. Bu sinir, yüzük parmağının yarısı ile serçe parmağın hissini ve elin ince motor hareketlerini (makas kullanma, yazı yazma, enstrüman çalma) sağlayan kasları uyarır.

Nedenleri: Dirseğin uzun süre bükülü tutulması (telefonla konuşurken, uyurken dirseği kıvırmak), dirseğe doğrudan alınan darbeler veya bu bölgedeki eski kırıklara bağlı anatomik değişiklikler ulnar sinir üzerinde bası oluşturur.

Belirtileri: Serçe ve yüzük parmağında uyuşma, dirsekten aşağıya doğru yayılan ağrı; ilerleyen dönemlerde parmakları birbirine yaklaştırmakta güçlük (el içi kaslarda zayıflama) ve pençe el deformitesi görülür.

İleri vakalarda anahtar çevirme, düğme ilikleme, yazı yazma ve parmakları birbirinden ayırma gibi ince el hareketleri zorlaşabilir. Fizik muayenede el içi kasların gücü, Froment bulgusu ve ulnar sinirin dirsek hareketleri sırasında yer değiştirip değiştirmediği değerlendirilir.

Tedavi: İlk aşamada dirseği düz tutmayı sağlayan özel ateller ve dirsek pedleri kullanılır. Fizik tedaviye yanıt vermeyen veya EMG’de ileri derece iletim kusuru saptanan hastalarda cerrahi gevşetme uygulanır. Gerekli durumlarda ulnar sinir, dirseğin ön kısmına taşınır (ulnar sinir transpozisyonu). Kubital tünel sendromu ve ulnar sinir sıkışması hakkında ayrıntılı bilgiler AAOS tarafından da sunulmaktadır.

Kubital tünel, karpal tünele göre daha az bilinmesine rağmen klinikteki görülme sıklığı hiç de az değildir. Hastalar çoğunlukla yıllarca “serçe parmağım uyuşuyor” diyerek geçiştirirler. Uzun süre beklenmiş vakalarda el içi kaslardaki (interosseöz kaslar) erime geri dönüşsüz olabilir; bu nedenle ulnar sinir sorunu her şüpheli elde erken EMG ile değerlendirilmelidir.

  1. Tetik Parmak (Stenozan Tenosinovit)

Tetik parmak tedavisi, parmakların bükülmesini sağlayan fleksör tendonların ve bu tendonları kemiğe sabitleyen makara (pulley) yapılarının mekanik uyuşmazlığına göre planlanır. Normal şartlarda tendon, bu makaraların altından pürüzsüz kayarak geçer. Ancak tendonun veya makaranın kalınlaşması durumunda tendon kanal içinde sıkışır.

Mekanizma: Kronik zorlanmaya bağlı olarak tendon üzerinde küçük bir yumru (nodül) oluşur. Parmak büküldüğünde nodül makaranın dışına çıkar, ancak düzleştirilmek istendiğinde makaraya takılır. Parmak bir süre takılı kalır ve ardından bir “çıt” sesiyle aniden açılır.

Belirtileri: Parmak tabanında ağrılı hassasiyet, parmak hareketlerinde takılma, sabahları parmağın bükülü kalması. En sık başparmak, yüzük parmağı ve orta parmakta görülür.

Tetik parmağın erken döneminde yalnızca avuç içinde hassasiyet ve sabah tutukluğu bulunabilir. Hastalık ilerledikçe parmak hareket sırasında takılmaya başlar; ileri evrede ise parmak bükülü pozisyonda kilitlenebilir ve diğer elin yardımıyla açılması gerekebilir.

Tedavi: Erken evrelerde istirahat atelleri, antiinflamatuar ilaçlar ve tendon kılıfı içine yapılan lokal steroid enjeksiyonları uygulanır. Kronikleşen veya enjeksiyona yanıt vermeyen vakalarda lokal anestezi ile küçük bir cerrahi gevşetme (A1 pulley serbestleştirilmesi) yapılır. Yaklaşık 5–10 dakikalık bu işlemle tendonun önündeki engel tamamen kaldırılır ve hasta ameliyat masasında parmağını rahatça açıp kapatmaya başlar. Tetik parmak ve stenozan tenosinovit hakkında AAOS tarafından yayımlanan bilgilendirme sayfasında ameliyatsız ve cerrahi tedavi seçenekleri açıklanmaktadır.

Diyabetli hastalarda tetik parmak çok daha sık ve çok daha dirençli seyreder. Bu grupta steroid enjeksiyonu kan şekerini geçici olarak yükseltir; hastayı bu konuda önceden bilgilendiriyorum. İki enjeksiyona yanıt alınamazsa süreci uzatmadan cerrahiye geçmeyi tercih ediyorum, zira kilitlenme kronikleştikçe tendon kılıfındaki fibrotik değişiklikler cerrahi sonrası iyileşmeyi de zorlaştırıyor.

  1. El Bileği Hastalıkları ve Kompleks Bağ Yaralanmaları

El bileği, 8 adet küçük karpal kemik ile ön kol kemikleri (radius ve ulna) arasındaki bağlantıyı sağlayan, çok yönlü hareket kabiliyetine sahip karmaşık bir eklemdir. Bu bölgedeki kemiklerin birbiriyle uyumu, aralarındaki güçlü bağlar (ligamanlar) sayesinde korunur.

El bileğindeki ağrının avuç içi veya el sırtı tarafında olması, başparmak ya da serçe parmak tarafına yerleşmesi ve döndürme hareketleriyle artması farklı patolojilere işaret edebilir. Travma sonrası devam eden ağrıların basit bir burkulma olarak değerlendirilmemesi; gerektiğinde röntgen, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya MRG ile incelenmesi gerekir.

A. Ganglion Kistleri (El Bileği Kitleleri)

Ganglion kistleri ve el bileği kistleri, el ve el bileği çevresinde en sık görülen, iyi huylu, içi eklem sıvısıyla dolu yumuşak doku kitleleridir. Genellikle el bileğinin üst kısmında (dorsal ganglion) veya avuç içi tarafında nabız alınan bölgenin yakınında (volar ganglion) ortaya çıkarlar.

Yapısı: Bir tümör veya kanser hücresi değillerdir. Eklem kapsülünün veya tendon kılıfının zayıflayarak dışarıya doğru balonlaşması sonucu oluşurlar. Kistin büyüklüğü, elin hareket yoğunluğuna göre zaman zaman artıp azalabilir.

El bileğindeki her şişlik ganglion kisti değildir. Sert, hızla büyüyen, gece ağrısı oluşturan veya sinir basısı belirtilerine yol açan kitlelerde ultrasonografi ve gerektiğinde MRG ile ayrıntılı değerlendirme yapılmalıdır.

Tedavi: Ağrıya veya hareket kısıtlılığına yol açmayan ganglion kistleri sadece takip edilebilir; zamanla kendiliğinden kaybolma ihtimalleri vardır. Estetik kaygı veya çevre doku baskısı varsa tedavi planlanır. İğne ile kist içeriğinin boşaltılması (aspirasyon) bir seçenek olmakla birlikte tekrarlama riski yüksektir. Kesin çözüm, kistin köküyle birlikte cerrahi olarak çıkarılmasıdır. El ve el bileği ganglion kistleri hakkında AAOS hasta bilgilendirme sayfasında takip, aspirasyon ve cerrahi tedavi seçenekleri açıklanmaktadır.

Volar ganglionlarda radial arter ile kistin komşuluğu cerrahi sırasında dikkat gerektirir. Bu nedenle küçük bir kist olsa bile volar lokalizasyonda aspirasyonu tercih etmiyorum; çevre damarsal yaralanma riski var. Dorsal ganglionda ise artroskopik eksizyonu, açık cerrahiye göre daha az yapışıklık ve daha hızlı iyileşme sunduğu için uygun vakalarda önceliklendiriyorum.

B. TFCC Yaralanmaları (Triangular Fibrokartilaj Kompleks)

TFCC, el bileğinin serçe parmağı tarafında yer alan, amortisör görevi gören kıkırdak ve bağlardan oluşmuş özel bir yapıdır. El bileğine binen yüklerin dengeli dağılmasını sağlar ve döndürme hareketlerinde (kapı kolu çevirme, kavanoz açma) bileği stabilize eder.

Yaralanma Mekanizması: El açıkken üzerine düşme, el bileğinin ani burkulması veya kronik zorlanmalar TFCC’de yırtıklara neden olur.

Belirtiler: El bileğinin serçe parmağı tarafında kronikleşen ağrı, klik sesleri, döndürme hareketlerinde güç kaybı ve ağrının artmasıdır.

TFCC değerlendirmesinde yalnızca yırtığın varlığı değil, distal radioulnar eklemin stabilitesi ve ulna kemiğinin uzunluğu da önemlidir. Travmatik periferik yırtıklar ile dejeneratif merkezi yırtıkların tedavi yaklaşımı birbirinden farklı olabilir.

Cerrahi Yaklaşım: Tanıda el bileği MRG ve fizik muayene esastır. Konservatif tedavilere yanıt vermeyen yırtıklarda el bileği artroskopisi uygulanır. Milimetrik kameralar ve cerrahi aletlerle eklem içine girilerek TFCC yırtığı dikilir veya debride edilir.

TFCC patolojisi tanısal açıdan zorlayıcı olabilir; hem MRG’nin hem de artroskopinin el bileği konusunda deneyimli gözler tarafından değerlendirilmesi gerekir. Özellikle ulna artı varyantında (ulna kemiği normalden uzun olan hastalarda) TFCC üzerine kronik yük binmesi söz konusudur. Bu hastalarda ulnar kısaltma osteotomisi, tek başına TFCC tamirinden daha kalıcı bir çözüm sunabilmektedir.

  1. Akut Travmalar ve Tendon Yaralanmaları

El travmaları; ev kazaları, endüstriyel iş kazaları veya trafik kazaları sonucunda meydana gelen, bazen uzuv kaybı tehdidi oluşturan acil durumlardır. Bu travmalarda kemik kırıklarının yanı sıra elin hareketini sağlayan tendonlar, hissi ve dolaşımı sağlayan sinir ve damarlar da hasar görebilir.

Düşme sonrasında gelişen el bileği kırıkları özellikle distal radius ve skafoid kemiklerini etkileyebilir. Parmak, metakarp ve karpal kemiklerde gelişen el kırıklarının tedavisi ise kırığın yeri, eklem yüzüne uzanımı, parçalanma derecesi ve dönme kusuru bulunup bulunmadığına göre planlanır.

Açık yara, aktif kanama, parmaklarda dolaşım bozukluğu, his kaybı veya parmağın hareket ettirilememesi ciddi tendon, sinir ya da damar yaralanmasının işareti olabilir. Bu bulguların bulunduğu el travmalarında değerlendirme geciktirilmemelidir.

Fleksör ve Ekstansör Tendon Yaralanmaları

Tendonlar, ön koldaki güçlü kasların hareketini parmak kemiklerine ileten, halat benzeri beyaz ve sert yapılardır. Parmağı içeri doğru bükenler fleksör tendon, parmağı yukarı doğru açanlar ise ekstansör tendon olarak adlandırılır.

Cerrahi Önemi: Tendon kesileri kendi kendine iyileşebilen yapılar değildir. Kesilen bir tendonun uçları, kasların çekme gücü nedeniyle birbirinden uzaklaşır. Bu nedenle tendon bütünlüğünün uç uca getirilerek özel dikiş teknikleriyle onarılması (tendon tamiri) zorunludur.

Tendon yaralanmasının seviyesi, kesinin temiz veya parçalı olması ve eşlik eden sinir-damar hasarı tedavi sonucunu doğrudan etkiler. Tendon muayenesinde her parmağın ve tendonun hareketi ayrı ayrı değerlendirilmelidir; yüzeysel bir kesi görünümündeki yaralanmalarda bile tam tendon kesisi bulunabilir.

Tendon tamirinde cerrahi teknik kadar kritik olan bir diğer faktör, “ne zaman” sorusudur. Avuç içindeki Bölge II (No Man’s Land) kesilerinde primer tamir ne kadar erken yapılırsa, dikiş hattındaki yapışıklık riski de o ölçüde azalır. Akut tendon kesilerini altı saatten kısa sürede değerlendirip ameliyata almak ideal olmakla birlikte, yirmi dört saate kadar olan pencerede primer tamir hâlâ mümkündür ve sonuçları ileri dönem sekonder tamirden belirgin biçimde daha iyidir. Fleksör tendon yaralanmaları ve tendon tamiri hakkında AAOS tarafından yayımlanan bilgilendirme sayfasında cerrahi tedavi ve rehabilitasyon süreci ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Erken Dönem Rehabilitasyon: Başarılı bir tendon ameliyatının yarısı cerrahi teknik ise diğer yarısı da ameliyat sonrası erken dönemde başlanan özel el fizyoterapisidir. Tendonun dikildiği yerde yapışmasını önlemek ve aynı zamanda dikişleri koparmamak için kontrollü pasif ve aktif hareket protokolleri uygulanır. Geç kalınmış veya uygun onarılmamış vakalarda tendon transferleri veya tenoliz (yapışıklık açma ameliyatları) gibi ikincil rekonstrüktif işlemler gerekir.

  1. El Cerrahisinde Tedavi Başarısını Belirleyen Unsurlar

El ve üst ekstremite ameliyatlarında başarının sırrı, dokuya gösterilen saygı ve mikrocerrahi prensiplere sadık kalmaktır.

Mikrocerrahi Altyapı: Çok ince sinir ve damar yapılarının onarımında ameliyat mikroskopları ve büyütücü gözlükler (lup) kullanılarak çıplak gözle görülemeyecek detaylar kontrol altına alınır.

Kişiselleştirilmiş Cerrahi Zamanlama: Akut kesilerde ilk saatler hayati önem taşırken, kronik sinir sıkışmalarında kas erimesi başlamadan doğru zamanda yapılan müdahale fonksiyonların tam dönüşünü sağlar.

Disiplinlerarası Koordinasyon: El cerrahisi, ameliyat bitimiyle tamamlanan bir süreç değildir. Cerrahi ekibin deneyimli bir el terapistiyle koordineli çalışması, elin eski esnekliğini ve gücünü kazanması için esastır.

Tedavi başarısı yalnızca cerrahi işlemin teknik olarak doğru uygulanmasına bağlı değildir. Hastanın yara bakımı, atel kullanımı, egzersiz programı ve kontrol muayenelerine uyumu da nihai hareket açıklığı ile kavrama gücünü doğrudan etkiler.

El ameliyatları sonrasında hastayı en çok korkutan soru, “eskisi gibi olacak mı?” sorusudur. Bu soruya dürüst bir cevap vermek, beklenti yönetiminin ta kendisidir. Tendon tamirlerinde ve sinir gevşetmelerinde tam iyileşme için altı aya kadar sabretmek gerekebilir; ilk haftalardaki tabloya bakarak erken hayal kırıklığına düşmemelerini özellikle vurguluyorum.

Sıkça Sorulan Sorular

Karpal tünel ameliyatı sonrası el ne kadar sürede iyileşir ve günlük hayata ne zaman dönülür?

Ameliyattan hemen sonra parmaklarınızı hareket ettirmeye başlayabilirsiniz. İlk 2–3 gün elin hafif yüksekte tutulması ödemi önler. Dikişler yaklaşık 12–14. günlerde alınır. Masa başı işlere ve hafif günlük aktivitelere ilk hafta içinde dönülebilirken, ağır kaldırma ve zorlayıcı el hareketleri için 4–6 hafta beklenmesi önerilir. Hastaların büyük çoğunluğu ameliyatın hemen sonrasındaki geceden itibaren gece uyuşmalarının kaybolduğunu fark eder.

Tetik parmak hastalığı ameliyatsız tamamen geçer mi?

Evet, özellikle erken evrede yakalanan vakalarda ameliyatsız başarı şansı yüksektir. Parmağın zorlayıcı hareketlerden korunması, özel ateller ve antiinflamatuar ilaçlar iyileşme sağlayabilir. Bu önlemlere yanıt vermeyen durumlarda tendon kılıfı içine yapılan steroid enjeksiyonu, hastaların önemli bir kısmında şikâyeti tamamen ortadan kaldırır. Ancak şikâyetlerin 6 aydan uzun sürdüğü, enjeksiyona rağmen tekrarladığı veya parmağın bükülü kalıp açılmadığı ileri vakalarda kesin ve kalıcı çözüm cerrahi gevşetmedir.

El bileğindeki ganglion kistleri patlatılmalı mıdır?

Halk arasında ganglion kistlerinin sert bir cisimle vurularak patlatılması denenmektedir. Bu durum eklem kapsülüne ve çevre dokulara zarar vererek enfeksiyona veya kalıcı ağrılara yol açabilir, kesinlikle uygulanmamalıdır. Poliklinik şartlarında aspirasyon geçici rahatlama sağlasa da kistin köküyle olan bağlantı içeride kaldığı için vakaların %50–70’inde kist tekrarlar. Kalıcı çözüm, kistin eklem kapsülündeki çıkış deliğiyle birlikte tamamen çıkarılmasıdır.

Tendon kesisi ameliyatından sonra parmaklarım eskisi gibi hareket eder mi?

Parmakların eski hareket kabiliyetini kazanması; kesinin temiz veya parçalı olmasına, yaralanan bölgenin anatomik konumuna, uygulanan cerrahi dikiş tekniğinin kalitesine ve en önemlisi ameliyat sonrası fizik tedaviye uyuma bağlıdır. Özellikle avuç içindeki kritik bölgedeki (Bölge II) kesiler daha dikkatli bir rehabilitasyon protokolü gerektirir. Kurallara uygun dikilen ve ertesi gün özel el rehabilitasyonuna başlanan tendon yaralanmalarında parmakların ince motor fonksiyonlarına tam olarak dönmesi hedeflenir.

Not: El ve üst ekstremite sağlığınızla ilgili kronik ağrılar, uyuşmalar veya ani gelişen yaralanmalar durumunda doğru tanı ve tedavi protokollerinin belirlenmesi için gecikmeden uzman bir hekime başvurmanız hayati önem taşımaktadır.

Prof. Dr. Hanifi Üçpunar

2003-2010 yılları arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce)’nde tıp eğitimini tamamlamış ardından, Sağlık Bakanlığı Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji ihtisasını tamamlamıştır (2011-2016). Aynı hastanede başasistanlık ve öğretim üyeliği görevlerinde bulunmuştur.

Adres

VM Medical Park Bursa Hastanesi
Kırcaali, Fevzi Çakmak Cd. No:76, 16220 Osmangazi/Bursa

hanifiucpunar@gmail.com

Copyright © 2026 | cysoftsolutions Tarafından Hazırlanmıştır.