Girişimsel Ağrı Tedavileri ve Algolojik Girişimler

Kronik bel, boyun, sırt, kalça, diz ve omuz ağrıları; modern toplumda iş gücü kaybının ve yaşam kalitesi düşüşünün en önemli nedenlerinden biridir. Konservatif tedavilere (ilaçlar, istirahat) ve fizik tedaviye yanıt vermeyen, ancak doğrudan açık cerrahi endikasyonu da bulunmayan hasta grubunda Girişimsel Ağrı Tedavileri ve Algolojik Girişimler devreye girer.

Bu girişimlerin temel amacı; ağrıyı kaynağında (jeneratör organda) bloke etmek, inflamasyonu baskılamak ve hastanın fonksiyonel kapasitesini artırarak rehabilitasyon sürecini başlatmaktır. Tüm bu işlemler; ameliyathane şartlarında, Skopi (X-Işını) veya Ultrasonografi (USG) kılavuzluğunda, milimetrik hedeflere yönelik olarak lokal anestezi altında uygulanır.

I. Epidural Enjeksiyonlar

Epidural enjeksiyonlar; omuriliği ve sinir köklerini çevreleyen en dış zar olan dura mater ile omurga kanalı arasındaki boşluğa (epidural alan) anti-inflamatuar (genellikle kortikosteroid) ve lokal anestezik ilaçların zerk edilmesi işlemidir.

  • Endikasyonlar: Bel ve boyun fıtıkları (disk hernileri), omurilik kanal daralması (spinal stenoz), post-laminektomi sendromu (başarısız bel cerrahisi).
  • Uygulama Yöntemleri:
    • İnterlaminar Yaklaşım: Omurganın arkasındaki iki laminar kemik arasından hat boyunca epidural mesafeye girilir. Geniş bir alana ilaç yayılımı sağlar.
    • Kaudal Yaklaşım: Kuyruk sokumundaki doğal bir açıklık olan sakral hiatus kullanılarak epidural mesafeye ulaşılır. Özellikle çoklu seviye kanal darlığı olan veya geçirilmiş bel ameliyatı nedeniyle anatofizyolojisi değişmiş hastalarda tercih edilir.
  • Klinik Mekanizma: Fıtıklaşan diskin sinir kökü üzerinde yarattığı mekanik bası, o bölgede şiddetli bir kimyasal inflamasyon ödemi başlatır. Epidural steroid enjeksiyonu, bu inflamatuar kaskadı ve ödemi doğrudan olay yerinde bloke ederek ağrıyı hızla dindirir.

II. Transforaminal Enjeksiyonlar (Sinir Kökü Enjeksiyonları)

Transforaminal enjeksiyonlar, epidural enjeksiyonun çok daha spesifik, nokta atışı (target-specific) bir formudur. İlaç, sinir kökünün omurgayı terk ettiği anatomik delikten (foramen) içeri girilerek doğrudan hasarlı sinir kökünün üzerine (perinöral mesafeye) uygulanır.

  • Nokta Atışı Etki: Özellikle tek bir sinir kökünün sıkışmasına bağlı (örneğin L5-S1 sol disk hernisine bağlı sol bacak ağrısı – siyatalji) durumlarda altın standarttır. Çok düşük dozda ilaçla, tam hedefe yönelik maksimum tedavi edici etki sağlanır.
  • Kritik Güvenlik Kuralı: Enjeksiyon esnasında iğnenin damar içinde (radikülomedüller arterler) olmadığından kesinlikle emin olmak gerekir. Bu amaçla ilaç zerk edilmeden önce mutlaka kontrast madde verilir ve skopi altında ilacın sinir kökü boyunca hat şeklinde yayıldığı (radikülogram) görülmelidir.

III. Faset Eklem Enjeksiyonları

Faset eklemler, omurganın arka kısmında yer alan ve her bir omurun birbiriyle eklemleşmesini sağlayarak omurganın rotasyonel hareketlerini sınırlayan küçük yük taşıyıcı eklemlerdir. Tıpkı diz veya kalça eklemi gibi kıkırdak yapıya sahiptirler ve kireçlenebilirler (faset artrozu).

  • Faset Sendromu Kliniği: Hastalar genellikle sabahları belirgin olan bel sertliğinden, geriye doğru eğilmekle (ekstansiyon) ve o yöne dönmekle artan, kaba ete (gluteal bölgeye) yayılan ama dizin altına inmeyen künt bir belağrısından şikayetçidir.
  • Enjeksiyon Stratejileri:
    1. İntraartiküler (Eklem İçi) Enjeksiyon: İğne doğrudan faset eklemin minör boşluğuna sokulur ve lokal anestezik + steroid karışımı verilir.
    2. Medial Dal Bloğu (Medial Branch Block): Faset eklemin ağrı duyusunu taşıyan küçük sinir kolları (medial dallar), omurganın transvers çıkıntılarının üzerinden geçer. Bu sinirlerin anatomik lokalizasyonuna nokta atışı lokal anestezik yapılarak eklemin ağrı iletimi kesilir. Bu yöntem aynı zamanda radyofrekans tedavisi öncesi bir test (diagnostik) bloğudur.

IV. Sakroiliak Eklem Enjeksiyonları

Sakroiliak eklem, omurganın tabanını oluşturan sakrum kemiği ile leğen kemiğini (ilium) birbirine bağlayan, vücudun en büyük mekanik yük aktarım merkezlerinden biridir. Kronik bel ve kalça ağrılarının yaklaşık %15-25’inin kaynağı bu eklemin disfonksiyonudur.

  • Klinik Görünüm: Ağrı genellikle tek taraflı, kalça üzerinde lokalizedir; uyluk arkasına yayılabilir ve oturmakla, merdiven çıkmakla veya yatakta dönmekle şiddetlenir. Ankilozan spondilit gibi seronegatif spondiloartropatilerde bu eklemde inflamasyon (sakroiliit) gelişir.
  • Girişimsel Teknik: Sakroiliak eklem oldukça girintili çıkıntılı, fibrotik bir yapıya sahiptir. Körlemesine (palpasyonla) yapılan enjeksiyonların eklem içine isabet etme oranı çok düşüktür. Bu nedenle fluoroskopi (skopi) veya ultrason kılavuzluğunda eklemin alt 1/3’lük sinovyal kısmına girilir. Kontrast madde ile eklem içi hat izlendikten sonra lokal anestezik ve güçlü depo steroid enjeksiyonu yapılarak eklemdeki yangı söndürülür.

V. Ekstremite ve Majör Eklem Girişimleri (Diz, Omuz, Kalça, Topuk)

Omurga dışındaki büyük eklem ve yumuşak doku ağrılarında, cerrahi aşamaya gelmemiş veya ameliyat olamayacak durumdaki hastalarda uygulanan spesifik algolojik yaklaşımlar şunlardır:

A. Diz Eklemi Girişimleri

Diz kireçlenmesi (gonartroz), menisküs dejenerasyonları ve kronik bağ ağrılarında tedavi iki basamaklı yürütülür:

  • Eklem İçi Uygulamalar: Erken ve orta evre kireçlenmelerde mekanik sürtünmeyi azaltmak için Hyaluronik Asit, hücresel tamiri başlatmak için PRP veya doku bütünlüğünü desteklemek için Kollajen enjeksiyonları eklem içine uygulanır. İleri evre, akut alevlenmeli durumlarda ise yangıyı söndürmek için Kortizon tercih edilir.
  • Geniküler Sinir Blokajı ve Radyofrekans (Diz RF): Ameliyat olamayan veya ameliyata rağmen diz ağrısı geçmeyen hastalarda, dizin ağrı duyusunu taşıyan 3 ana sinire (Geniküler Sinirler) ultrason veya skopi altında girilir. Önce lokal anestezik ile test edilir, ardından Radyofrekans uygulanarak dizin ağrı sinyalleri beyne ulaşmadan kesilir.

B. Omuz Eklemi Girişimleri

Omuz sıkışma sendromu (subakromiyal impingement), donuk omuz, kalsifik tendinit ve rotator manşet yırtıkları omuz ağrısının başlıca nedenleridir.

  • Subakromiyal ve İntraartiküler Enjeksiyonlar: Sıkışma sendromunda subakromiyal bursaya (keseciğe) yapılan Kortizon enjeksiyonu ödemi hızla çözerek tendonun rahat hareket etmesini sağlar. Tendon yırtıklarında ve dejenerasyonlarında ise PRP ve Kollajen kombinasyonları tendonun biyo-iskelesini onarmak için zerk edilir.
  • Suprascapular Sinir Bloğu ve Pulsed RF: Kronik omuz ağrılarında, omuz ekleminin %70 ağrı duyusunu taşıyan Suprascapular Sinir kürek kemiğindeki çentikte ultrasonla bulunarak bloke edilir. Kalıcı rahatlama için sinire Pulsed RF (Kesikli RF) uygulanarak hareket kaslarına zarar vermeden sadece ağrı iletimi modüle edilir.

C. Kalça Eklemi Girişimleri

Kalça eklemi avasküler nekrozu (kemiğin kanlanma bozukluğu), kalça kireçlenmesi (koksartroz) ve trokanterik bursit klinik tabloları bu gruptadır.

  • Eklem İçi Hedefli Enjeksiyonlar: Kalça eklemi çok derinde yer aldığı için körlemesine yapılan iğnelerin eklemi bulma şansı düşüktür. Mutlaka skopi veya ultrason altında eklem kapsülünün içine girilerek Hyaluronik Asit veya PRP uygulamaları yapılır. Bacağın dış yanındaki trokanterik bursit ağrılarında ise lokal Kortizon ödemi anında kurutur.
  • Femoral ve Obturator Nörotomi (Kalça RF): İleri evre kalça kireçlenmesi olup ameliyat riski yüksek olan hastalarda, kalça ekleminin ağrısını taşıyan Femoral ve Obturator sinirlerin eklem dallarına Termal Radyofrekans uygulanarak hastanın ağrısız basması ve yürümesi sağlanır.

D. Topuk ve Ayak Tabanı Girişimleri (Plantar Fasiit & Topuk Dikeni)

Topuk dikeni ve ayak tabanı zarı inflamasyonu (plantar fasiit), sabah yataktan kalkarken ilk birkaç adımda basamama ve şiddetli yırtılma hissiyle karakterizedir.

  • Plantar Fasya Enjeksiyonları: Ayak tabanındaki kalın zarın topuk kemiğine (kalkaneus) yapışma yerindeki kronik kalınlaşma ve mikroyırtıklar hedef alınır. Kısa vadeli kriz çözmede Kortizon, uzun vadeli doku kalitesini geri kazandırmada ise PRP veya Kollajen doğrudan zarın içine ultrason kılavuzluğunda enjekte edilir.

VI. Radyofrekans (RF) Tedavileri

Enjeksiyon tedavileri inflamasyonu baskılayarak geçici veya uzun süreli rahatlama sağlarken; ağrının kronikleştiği ve nüksettiği durumlarda Radyofrekans (RF) nöromodülasyon/nörotomi tedavileri devreye girer. Bu yöntemde özel bir cihaz ve yalıtımlı iğneler vasıtasıyla ağrıyı ileten sinir dokusuna yüksek frekanslı elektrik akımı uygulanır.

A. Konvansiyonel (Termal) Radyofrekans (Nörotomi)

Sinir dokusunun kontrollü bir şekilde ısıtılarak ($80^\circ\text{C}$ – $85^\circ\text{C}$) ağrı iletim yeteneğinin kalıcı olarak kesilmesi işlemidir.

  • En Sık Kullanımı: Faset eklem ağrılarında medial dallara yönelik yapılan Faset RF Rhizotomy işlemidir. Test bloğuyla ağrısı hafifleyen hastanın faset sinirleri ısı ile bloke edilir. Etkisi ortalama 1 ila 2 yıl sürer (sinir lifleri yeniden rejenere olana kadar).

B. Pulsed (Kesikli) Radyofrekans (Nöromodülasyon)

Sinir dokusuna yüksek ısı verilmez ($42^\circ\text{C}$ sınırında tutulur). Akım kesikli dalgalar halinde verilir. Burada amaç hücreyi ısı ile öldürmek değil, oluşturulan güçlü elektromanyetik alan ile sinir hücresinin ağrı iletim fonksiyonunu moleküler düzeyde düzenlemektir (nöromodülasyon).

  • En Sık Kullanımı: Doğrudan motor lif içeren ana sinir köklerine (örn: fıtığa bağlı bası gören dorsal kök ganglionuna – DRG) veya sakroiliak eklemi innerve eden arka primer dallara uygulanır. Motor kayıp riski (felç/güç kaybı) yaratmadan ağrı sinyallerini baskılar.

VII. Enjeksiyon Ajanlarının Çalışma Prensipleri

Girişimsel ağrı tedavilerinde ve eklem içi/bağ çevresi uygulamalarında kullanılan biyolojik ve kimyasal ajanlar, ağrıyı dindirmek ve dokuyu iyileştirmek için tamamen farklı hücresel ve mekanik yollardan geçerler.

A. Kortizon (Kortikosteroidler): “Yangıyı Söndüren Acil İtfaiye”

Kortizon, vücudun kendisinin ürettiği kortizol hormonunun sentetik ve güçlü bir versiyonudur. İyileştirici bir ajan değildir; görevi o bölgedeki yıkıcı savunma reaksiyonunu (inflamasyonu) durdurmaktır.

  • Çalışma Prensibi: Hücre zarına girerek DNA düzeyinde sinyal gönderir. Ağrıya, kızarıklığa ve ödeme yol açan kimyasal maddelerin (prostaglandinler, lökotrienler ve sitokinler) üretimini sağlayan Fosfolipaz $A_2$ ve COX-2 enzimlerini doğrudan bloke eder.
  • Mekanik Etkisi: Fıtık çevresindeki veya eklem içindeki kılcal damarların geçirgenliğini azaltır. Damardan dokuya sıvı sızmasını engelleyerek bölgesel ödemi hızla kurutur. Ödem gidince sinir kökü üzerindeki baskı kalkar ve ağrı dramatik şekilde kesilir.

B. Hyaluronik Asit: “Mekanik Amortisör ve Eklem Yağlayıcı”

Sağlıklı bir eklemin içindeki sinovyal sıvıda doğal olarak bulunan, yüksek su tutma kapasitesine sahip bir polisakkarittir (şeker zinciri). Kireçlenmiş (artrozlu) eklemlerde bu sıvının kalitesi ve akışkanlığı bozulur.

  • Çalışma Prensibi (Viskosuplementasyon): Doğrudan mekanik bir etki gösterir. Eklem içine zerk edildiğinde, aşınmış kıkırdak yüzeylerin arasına girerek bir yağlayıcı (lubrikan) ve amortisör (şok emici) vazifesi görür. Kıkırdakların birbirine sürtünmesini mekanik olarak engeller.
  • Biyolojik Etkisi: Eklem kapsülündeki CD44 reseptörlerine bağlanarak vücudun kendi hücrelerine (sinoviyositler) şu sinyali gönderir: “Dışarıdan hyaluronik asit geldi, sen de kaliteni artır ve kendi doğal sıvını üretmeye başla.”

C. PRP (Platelet Rich Plasma): “Hücresel Tamir Ordusu”

Hastanın kendi kanından santrifüj edilerek ayrıştırılan, büyüme faktörlerinden (growth factors) zenginleştirilmiş doğal bir plazma bileşenidir.

  • Çalışma Prensibi: Vücudun doğal yaralanma ve iyileşme taklidini yapar. Normalde bir doku yaralandığında orayı iyileştirmek için ilk giden hücreler trombositlerdir (plateletler). PRP ile hasarlı bağa veya ekleme (örneğin diz kıkırdağına veya tenisçi dirseğine), normal kan akımıyla gidebilecek olanın 5 ila 10 katı daha fazla tamir hücresi yapay olarak pompalanır.
  • Biyolojik Etkisi: Trombositlerin içindeki alfa granülleri patlar ve ortama PDGF, TGF, VEGF gibi büyüme faktörleri salınır. Bu faktörler bölgeye kök hücreleri çağırır, yeni kılcal damar yapımını (anjiyojenez) tetikler ve kollajen sentezini başlatarak dokunun kendi kendini gerçek anlamda onarmasını sağlar.

D. Kollajen Enjeksiyonları: “Doku İskelesi ve Yapı Tuğlası”

Vücudun tüm bağ, tendon, kıkırdak ve kas yapılarının ana yapı taşı olan yapısal bir proteindir. Son yıllarda özellikle mikroyırtıklarda ve tendon dejenerasyonlarında (tendinopati) sıkça kullanılır.

  • Çalışma Prensibi (Mekanik İskeleyi Yeniden Kurma): Hasarlı dokuya (örneğin kronikleşmiş bir tendon yırtığına) enjekte edildiğinde, orada mekanik bir “biyo-iskele” (matrix) oluşturur. Dağılmış ve lif lif ayrılmış olan tendon bağlarını bir arada tutan bir ağ örer.
  • Biyolojik Etkisi: Ortama bırakılan bu hazır kollajen lifleri, bölgedeki fibroblast hücrelerini uyarır ve onlara ham madde sağlar. Hücreler bu hazır iskeleyi kullanarak kendi doğal kollajenlerini çok daha hızlı ve düzenli bir geometrik hat üzerinde sentezlerler. Dokunun gerim gücünü (elastikiyetini ve direncini) artırır.

Enjeksiyon Ajanları Karşılaştırma Tablosu

AjanBirincil GöreviEtki BaşlangıcıDokuda Ne Yapıyor?
KortizonGüçlü İnflamasyon BaskılamaÇok Hızlı (Saatler/Günler)Yangıyı durdurur, ödemi kurutur, sinirsel baskıyı kaldırır.
Hyaluronik AsitYağlama ve AmortisörOrta (Günler/Haftalar)Eklem içi sürtünmeyi azaltır, sıvı kalitesini artırır.
PRPHücresel Rejenerasyon (Onarım)Yavaş (Haftalar/Aylar)Kök hücreleri çağırır, dokuyu biyolojik olarak tamir eder.
KollajenYapısal Destek ve MatriksOrta (Haftalar)Hasarlı bölgeye hazır yapı taşı sağlar, biyo-iskele kurar.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Bu iğne tedavileri fıtığı tamamen yok eder mi, yoksa sadece ağrıyı mı gizler?

Girişimsel ağrı tedavileri fıtığı mekanik olarak bıçakla kesip dışarı almaz; ancak fıtığın sinir üzerinde yarattığı ve hastaya acı veren kimyasal yangıyı, ödemi ve dolaşım bozukluğunu ortadan kaldırır. Ödemi sönen fıtık zamanla küçülme ve geri çekilme eğilimine girer. Ağrının kesilmesi bir “maskeleme” değil, sinir kökündeki hasarın ve yangının tedavi edilmesidir.

2. Algolojik girişimlerin açık ameliyatlara göre avantajları nelerdir?

Bu işlemler genel anestezi (narkoz) gerektirmez, lokal anestezi altında yapılır. Neşter kullanılmadığı için doku hasarı, kanama ve dikiş yoktur. En önemlisi, açık cerrahi sonrası gelişebilen ve tedavisi çok zor olan ameliyat yeri skar dokusu (yapışıklık/fibrozis) riski bu işlemlerde bulunmaz. Hasta işlemden birkaç saat sonra yürüyerek evine dönebilir.

3. Yapılan enjeksiyonların içinde kortizon var mı? Kortizonun bir zararı olur mu?

Epidural, transforaminal ve faset enjeksiyonlarında inflamasyonu hızlıca söndürmek amacıyla mikro dozlarda lokal etkili kortikosteroidler kullanılır. Bu ilaçlar sistemik (ağızdan veya damardan) verilmediği, sadece hedef bölgeye lokal uygulandığı için kilo alma, kemik erimesi, tüylenme gibi sistemik kortizon yan etkilerine yol açmazlar. Sadece diyabet (şeker) hastalarında ilk birkaç gün kan şekerinde geçici bir dalgalanma yapabilir.

4. Dizime veya kalçama radyofrekans (RF) yaptırırsam buralardaki kireçlenme iyileşir mi?

Hayır. Geniküler (diz) veya kalça sinir radyofrekans işlemleri, eklemdeki mekanik kireçlenmeyi (kıkırdak aşınmasını) geri döndürmez. Bu işlemler bir ağrı iletimini kesme tedavisidir. Aşınma içeride kalır ancak beyin bu ağrıyı hissetmediği için hasta ağrısız yürüyebilir, merdiven çıkabilir ve günlük işlerini yapabilir. Kıkırdağı biyolojik olarak desteklemek için PRP veya kollajen gibi ajanlar tercih edilmelidir.

5. Omuz veya diz sinir blokajlarından sonra ekstremitelerimde güç kaybı olur var mı?

Büyük eklemlerin ağrılarında sinir blokajı yapılırken motor lifleri (kas hareketini sağlayan hatları) korumak için Pulsed Radyofrekans (Kesikli RF) teknolojisi tercih edilir. Bu teknoloji sinir liflerini yüksek ısıyla yakarak öldürmez, sadece elektromanyetik alanla ağrı sinyallerini modüle eder. Bu nedenle kol veya bacak kaslarında felç ya da güç kaybı riski oluşturmaz.

6. PRP ve Kortizon enjeksiyonları aynı anda yapılabilir mi?

Hayır, yapılmamalıdır. Kortizon güçlü bir anti-inflamatuar (yangı baskılayıcı) ajandır; PRP ise tam tersine dokuyu iyileştirmek için o bölgede kontrollü bir inflamasyon ve hücre aktivitesi başlatmayı hedefler. Kortizon, PRP’nin tetikleyeceği hücresel tamir ordusunu ve büyüme faktörlerini tamamen felç eder. Bu nedenle iki tedavi birbirinin etkisini yok eder. İki işlem arasında klinik duruma göre en az birkaç hafta bırakılmalıdır.

7. Topuk dikeni iğnesi can yakar mı? Sonrasında neye dikkat edilmelidir?

Ayak tabanı (plantar bölge) sinir uçları açısından çok zengin ve hassas bir deridir, bu nedenle enjeksiyon esnasında anlık şiddetli bir acı hissedilebilir. Bunu önlemek için işlemden önce topuğun ana sinirine (Posterior Tibial Sinir) ayak bileğinden lokal anesteziyle küçük bir blok yapılarak topuk tamamen uyuşturulur; ardından topuk iğnesi ağrısızca uygulanır. İşlem sonrasında hastanın birkaç gün topuk koruyucu silikon tabanlık kullanması ve ağır yük bindirmemesi istenir.

Bel Fıtığında Enjeksiyon Tedavilerine Yaklaşımım

Bel fıtığı olan her hastaya enjeksiyon yapılması gerektiğine inanmıyorum. Enjeksiyon tedavileri özellikle bacak ağrısının ön planda olduğu, nörolojik kaybın bulunmadığı ve konservatif tedavilere rağmen yakınmaları devam eden hastalarda değerlidir. Buna karşılık ilerleyici kuvvet kaybı, ciddi nörolojik defisit veya cauda equina bulguları bulunan hastalarda cerrahi geciktirilmemelidir.

Ne Zaman Enjeksiyon, Ne Zaman Cerrahi?

Klinik pratiğimde karar yalnızca MR görüntülerine göre verilmez. Hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilir. Enjeksiyon tedavileri uygun hastalarda cerrahiyi geciktirebilir veya gereksiz cerrahiyi önleyebilir; ancak doğru endikasyonda ameliyatın yerini tutmaz.

Omurga Kaynaklı Ağrılarda Tedavi Yaklaşımım

Ağrının gerçek kaynağı belirlenmeden yapılan enjeksiyonların başarı şansı düşüktür. Bu nedenle faset eklem, sakroiliak eklem, sinir kökü veya disk kaynaklı ağrı ayrımı yapılmalıdır. Tedavinin hedefi yalnızca ağrıyı azaltmak değil, hastanın fonksiyonel yaşamını geri kazandırmaktır.

Diz ve Kalça Ağrılarında RF Tedavisine Yaklaşımım

Radyofrekans uygulamaları kireçlenmeyi ortadan kaldırmaz. Amaç ağrı iletimini azaltarak hastanın günlük yaşam kalitesini artırmaktır. Özellikle ameliyat riski yüksek olan veya cerrahi istemeyen hastalarda değerli bir seçenek olabilir.

PRP, Kortizon ve Hyaluronik Asit Seçimini Nasıl Yapıyorum?

Akut inflamasyonun baskın olduğu durumlarda kortizon, erken ve orta evre artrozlarda hyaluronik asit, biyolojik iyileşmenin desteklenmesinin hedeflendiği seçilmiş hastalarda PRP tercih edilebilir. Her hastaya aynı enjeksiyonun uygulanmasının doğru olmadığını düşünüyorum.

İlgili Tedaviler ve Makaleler

Bilimsel ve Kurumsal Kaynaklar

Prof. Dr. Hanifi Üçpunar

2003-2010 yılları arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce)’nde tıp eğitimini tamamlamış ardından, Sağlık Bakanlığı Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji ihtisasını tamamlamıştır (2011-2016). Aynı hastanede başasistanlık ve öğretim üyeliği görevlerinde bulunmuştur.

Adres

VM Medical Park Bursa Hastanesi
Kırcaali, Fevzi Çakmak Cd. No:76, 16220 Osmangazi/Bursa

hanifiucpunar@gmail.com

Copyright © 2026 | cysoftsolutions Tarafından Hazırlanmıştır.